5 Adımda Ekibinizi Hesap Verebilir Hale Getirin

5 Adımda Ekibinizi Hesap Verebilir Hale Getirin

Ekip liderlerinin en büyük çelişki ve sıkıntılarından biri ekiplerini hesap verebilir / sorumluluk alabilir ve bu sorumluluğu takip edebilir hale getirmektir. Ekip lideri olarak “mikro yöneticilik”, “ekibe özgürlük tanımak”, “ekibe sorumluluk vermek”, “hesap verilebilir bir süreç oluşturmak” birbiriyle ilişkisi olan ve ince farklarla belirlenen süreçlerdir. Ekipteki daha genç çalışanların sorumluluk alma konusunda daha isteksiz olduklarına ait “şikayetleri” zaman zaman duyuyoruz, ben bu süreci “nesillerle” ilgili genelleme yapmak yerine net çizgiler ile belirlediğimizde daha iyi olacağını düşünenlerdenim. Bir diğer bildiğimiz ise, daha genç çalışanların şirketlerde “iz bırakmak” istemeleri, süratle terfi istemelerinin altında “kendi sorumluluk algılarının” müdürlerinden farklı olduğu gerçeği var. Bu yazıda 5 adımda ekibinizdeki çalışanlara sorumluluğu aktarma ve hesap verilebilir bir kültür yaratmanıza yardımcı olmaya çalışacağım.

Son yıllarda otoritenin hiyerarşik olarak kullanılması konusunda bir geriye gidişi gözlemliyoruz. Hiyerarşik otorite kullanımı neredeyse tukaka ediliyor. Ancak bu defa da çizginin diğer ucuna doğru bir gidişi görüyoruz. Birçok şirkette “otorite” boşluğundan söz edilebilir. Kimin hangi işi ne şekilde, ne zaman, kiminle yapacağı tanımlanmadığında ve ekip liderleri bu sürece “dokunamadıklarında” bir otorite boşluğu oluşuyor. “Otorite” kelimesi kulağımıza kötü geliyor evet, ama otorite boşluğu da öyle geliyor. Ekip lideri sınırları çizen, takip edip uygun şekilde yönlendiren ve ekibini anlayan ve dinleyen bir lider olduğunda aslında “kadife eldivenli otorite”yi de göstermiş oluyor.

İş sahiplerine şöyle bir soru sorsam : Şirketinizin çalışanlarının hayatlarını daha iyiye dönüştüren bir yer olmasını istemez miydiniz? Çalışanlar geliştikçe ve becerileri arttıkça, iş sonuçlarının daha iyi olacağını da göreceksiniz.

Ekip liderleri çoğu kez çalışanları ile bire bir bir toplantıya girdiklerinde “geriliyorlar”… neredeyse hiçbir yerde bu iletişimin eğitimi de verilmiyor. Bu üzerinden geçeceğim 5 adım bu süreci kolaylaştırmak için bir araya getirildi. Böylece çalışanlar da “nerede durduklarını” net olarak görebilir, duyabilir, süpriz ani iletişim ile değil, kendi davranışlarını planlayabilecekleri ve paylaşabilecekleri bir yapı içinde kendilerini ifade edip, müdürleri ile sınırlarını netleştirebilirler.

Kısa dokunuş (mention)

Bu ilk aşamada ekip lideri çalışanının belki de tam göremediği bir veriyi, bir deneyimi kısaca onun önüne koyar. Burada önemli olan veri paylaşımı veya ekip liderinin tam anlayamadığı ve daha derine inerek tartışmak istediği bir konuyu su yüzüne çıkarmasıdır. Burada tehdit / zorlama tonu yoktur ve çalışan da bunu o şekilde algılamaz. Ekip lideri içten bir “merak” ile çalışana yaklaşır. Burada amaç sadece diyaloğu başlatmaktır. Kısa dokunuş’un zorluğu tam adı kadar olması, yani sadece kısa bir dokunuş olması, o sırada hemen derine gitme ihtiyacı olmaması veya söylenen cümleye gereğinden ağır anlamlar yüklenmemesi gerekliliğidir. Açık uçlu olması önemli… Buradaki mesaj “bu konuyu biraz düşün, konuşalım”

Selam Merve, müşteriye gönderdiğimiz teklifte bir bölüm dikkatimi çekti, müşterimizin o bölümü tam olarak anladığından emin değilim, uygun bir zamanda bununla ilgili konuşalım mı?

Davet (invitation)

Birinden bir davranışını değiştirmesini istediğimizde tek kısa dokunuş yeterli olabilir mi, tabii ki hayır… Davet sürecinde daha önce “dokunulan” konu ile ilgili bir görüşme isteği ifade edilir. Bu çalışan için süpriz değildir, hatta daha önce “dokunulan” konuyu düşünmüş, kendi fikrini oluşturmuş da olabilir. Davet ile ekip lideri görüşmek istediği konu ile ilgili somut birkaç örnek getirir ve otoriter olmayan ve  tehdit etmeyen bir ton içinde bunu ifade eder.

Mervecim, senin müşteri diyalogları ile ilgili gelişimi çok istiyor ve takip ediyorum. Benim de tanık olduğum son 3 müşteri görüşmende bence tekrar eden bir süreç var, bunu konuşmak ister misin? Beraber bu konuya bir bakalım mı?

Çalışan müdürünün onun gelişimi ile gerçekten ilgilendiğini ve samimi olduğunu düşünmez ise, geri bildirim diyalogları yerini bulmaz ve geliştirici olmaz. Burada “insani” bağ kurmak dürüst ve şeffaf bir yaklaşımla mümkündür.

Diyalog (Conversation)

Diyalog haftada bir olabilecek 1:1 görüşmedir. Burada çok önemli temel soru ve çalışanla paylaşılacak konu : Kısa dokunuş ile konusu edilen ve davet ile yeniden belirlenen konunun o çalışana, etrafındaki diğer çalışanlara ve tüm şirkete “etkisi” nedir? Örneğin epostalarına dönüş konusunda sıkıntı yaşayan bir çalışanlar kurulacak diyalogda bu davranışının diğer çalışanlara, müşterilerine ve liderine etkisi üzerinde durulmalıdır. Dahası bu aksaklık o çalışana nasıl etki etmektedir? Burada ekip liderinin amacı, çalışanın sergilemekte ve tekrarlamakta olduğu davranışın büyük ihtimalle onun göremediği etkilerini su yüzüne çıkarıp çalışanın bunu görmesini sağlamaktır. Diyalogda çalışanın şu cümleye benzer bir cümle kurması başarılı bir diyalog olduğunu gösterebilir.

Gerçekten teşekkür ederim, bu konu benim için çok önemli görünmüyordu fakat şimdi diğer ekip arkadaşlarım ve müşteriler üzerindeki etkisini görmüş oldum. Herkesi bekleten insan olmak istemem. Bu konu üzerine bir değişim eylem planı üzerinde hemen çalışacağım.

Kısa dokunuş ve davet uygun şekilde yapılırsa diyalog da daha kolay hale gelir.

Çalışanlar gelişmek büyümek isterler ve gelişme “verimli rahatsızlık” ile olur. Çalışanlar “zor diyaloglarda” gelişim noktalarını duymak isterler. Zor olan bunu uygun şekilde söyleyebilmek ve samimi olmaktır.

Sınır (Boundary)

Bazen hayatımızda diyalog yeterli olmayabilir ve bir “sınır” çekmek gerekebilir. Bu gibi durumlarda sınır koymak gerekli ve önemlidir. Diyalogdan bir süre geçmiş ve istenen yönde değişiklik görüşmediyse bunun açığa çıkarılması ve söylenmesi bu sürecin bir parçasıdır. İnsan ruhunda rahatsız durumları yok saymak ve kaçınmak bulunuyor… Ve ekip liderinin bunu görüp davranışta sorun devam ediyorsa bunu “pas geçmeden” ifade etmesi kritik önem taşır.

Daha önce konuştuğumuz konuda yeterli davranış değişikliği olmadığını görüyorum. Bilmeni isterim ki bunu görüyorum ve bireysel olarak yaptıkların faydalı olmakla birlikte konuştuğumuz davranışın etrafına ve şirkete daha büyük bir maliyet yaratıyor. Bu değişmeli yoksa farklı yollar izlememiz gerekebilir.

Limit

Burada ekip lideri artık koçluk ve mentörlük yapma sürecinin sonuna geldiğini ifade eder. Çalışanların işten çıkarılması hiç istenmeyen bir senaryo, yeni birinin gelip aynı performansı göstermesi şirkete yüksek maliyet yaratıyor. Fakat bu süreç bu noktaya geldiyse ekip lideri şu yaklaşım ile “sorunu” aslında çalışanın sorumluluğuna bırakabilir. Bu şekilde ilişki sonlanacaksa bile bu “tek taraflı” olmaz.

Dürüstçe soruyorum, burada çalışmak senin için doğru mu? Olmayabilir de… Bu noktaya kadar yapabileceğim her şeyi yaptığımı düşünüyorum. Senden bu hafta sonu düşünmeni ve ailenle ve yakın çevrenle görüşmeni istiyorum. Bu görüşmeler sonunda nasıl devam etmek istediğinle ilgili kararını bekliyor olacağım.

Aslında bu noktada her sonuç olumlu olabilir zira ya çalışan oraya ait olmadığını hissedecek ve ayrılacak ya da davranışlarını ciddi olarak değiştirme kararı ile yeni bir  yola girecek. Burada bence önemli olan, burada bir “işten çıkarma” yok, kısa dokunuştan limite kadar çalışan tarafından bilinen, herkes tarafından görülen ve takip edilen, destek verilen bir süreç var. Böyle bir sürecin ardından çalışan ayrılmak isterse herhalde çoğunlukla kendini sorumlu hissedecektir.

Bu sürecin süresi de önemlidir. Bu şekilde bir davranış değişikliğinin 3 ila 6 ay süresinde olması beklenir. Bu süreç düzeltilmesi ve geliştirilmesi gereken davranışları ve aynı zamanda desteklenmesi gereken olumlu davranışların da altının çizilmesi için gerekli bir zaman olarak düşünülebilir.

Umarım bu akış ekip liderleri için faydalı olur.

İlham : https://open.spotify.com/episode/1dTkhApqWla30oitutGCMQ?si=d48421e2fa9347d9

Yorum Gönderin

Son Eklenenler

Open chat